KEDİ

BY , 12 Mart 2021

Görüntülenme Sayısı: 1

Yaşantımızda hayaller ve gündüz düşleri çağrışımlarla başlar. “Çağrışım” çağırmaktan gelen, bizi zenginleştiren bir kavramdır ve deneyimler çoğalıp anılar çeşitlendikçe, içinde bulunduğumuz anları da daha değerli kılarak daha güzel yaşamamıza neden olabilir. Bir müzik tınısı, bir koku, tenimizde bir ürperti, bir resim ya da bunların hepsi birden bizi zincirleme olarak bir anı yumağına veya bir düşler alemine götürüverir.

Benim için ise, rastladıkça olmadık anılar çağrıştıran ve anımsadıkça alıp beni bir yerlere götüren şeylerin başında bir süredir hayvanlar geliyor. İlginç olan, aklıma düştükçe beni kah çocukluğumun uzak bir köşesine, kah hayallerimin daima yanı başımda duran dünyasına taşıyan bu hayvanlardan bir bölümünün gerçek hayatta hiç görmediğim hayvanlar olması…

Aslında hayvanlar insan dünyasında, özellikle de çocuk ve ergenler için sembolik anlamlar taşırlar. Anlamların metafor olarak kullanımı klinik psikoloji dünyasındaki terapilerde sağaltım amaçlı yer alır. Aynı zamanda da rüya analizlerinin ve resimlerin, sinemanın, roman veya hikayelerin yorumlanması için önemlidirler. Tüm bu nedenlerden, bu köşedeki yazılara bana bir şeyler çağrıştıran hayvanlarla, hayvan serisine de kedilerle başlamak istedim

Baharın gelmesi ve mart ayının başlaması ile sokaklarda duyulan kedi miyavlamaları beni çocukluğumdaki alfabeden resimli bir sayfaya götürür. Bu sayfada bir soba etrafında çocuklar ile bir yaşlı büyükanne ve sobanın önünde de bir kedicik vardır. Son on iki yıldır yaşamımdaki en değerli varlıklardan biri olan sevgili kedim Pompidik de çağrışımlarımın ve anılarımın içinde böylece yerini alır. Önce iş yerimin, sonra annemin kedisi olmuş ve nihayetinde ona çok değer veren hayvan sever bir ailenin yanında, hemcinsi olan kardeşi ile, yaşamına küçük bir kral statüsünde devam etmeyi seçmiştir. Özgürlüğüne düşkün, şefkatli, bal rengi gözleriyle gözlerimin içine bakan, hastalandığımızda başucumuzdan ayrılmayan ve okşanmayı ve insanları bizlerden daha çok seven, filozof tavırlı kedim Pompidik…

Kedilerin, özgür ve sempatik olmaları ve kaplama/kapsama alanlarını kendileri belirlemeleri sayesinde biz insanları çoğunlukla köle gibi hissettirdiklerini biliyoruz. Hatta sanki bu kontrolün hep onlarda olması durumu, sürekli kendilerini temizlemeye düşkünlükleri ile birleşince bana obsesif yapı özelliklerini de düşündürtmüştür. Ama yine de Pompidik’ten ötürü, kediler bana hep beni alıp sımsıcak duygulara götüren şeyler çağrıştırırlar…

Füsun Aygölü

Yukarı